Yazar: Muhammed Furkan Ögel
Editör: Dr. Öğr. Üyesi Seyit Ali Kamanlı, Tuğçe Gül Yeşilyayla
Giriş
Birinci sınıf bir Antropoloji öğrencisi olarak bölüme başlar iken “Acaba bu bölümde ne öğreneceğim ya da hangi alanda uzmanlaşacağım?” soruları hem benim için hem de birçok insan için oldukça kafa karıştırıcı ama aynı zamanda merak uyandıran sorulardı. Ben “İnsan Genetiği ve Antropoloji” arasındaki ilişkiyi çalışmak istediğim için bu yazımda yoğunluklu olarak Antropogenetik, antik DNA (DeoksiriboNükleik Asit, aDNA) ve Moleküler Antropoloji üzerinde duracağım. Ama bu konulardan önce “Antropolojinin etimolojisi nedir ve ne konuda çalışmaktadır?” gibi soruları sırasıyla cevaplayalım. Temel anlamda antropoloji insan bilimidir. İnsanı hem fiziksel/biyolojik hem de sosyo-kültürel anlamda inceler. “Antropoloji” terimi; Helence (eski Yunanca) “insan” anlamına gelen “anthrōpos” kelimesi ile Türkçe anlamı “söylem”, “bilim”, “inceleme” anlamına gelen “logos” sözcüğünden türetilmiştir [1]
Antropologların geniş bir çalışma alanı vardır. Bir anlamda Antropologlar insana ait neyi ele alırsa onun karşılığını alır. Antropoloji insanı kültür anlamında, biyolojik ve fiziksel anlamda ve hatta dil, psikolojik, tarihsel olarak da ele alır. O kadar geniş ki saymakla da bitmez. Antropolojiye dair bilinmesi gereken en önemli bilgi ise Antropoloji bir ırk bilimi değil, insan bilimidir. Özetlemek gerekirse bir yerde insana ait ne varsa orada Antropologlar da vardır. [2]

Moleküler Antropoloji
Moleküler Antropoloji, genetik bilimine katkısı olan insanın genetik yapılarını, oluşan hastalıkların kökensel yapılarını, insanların tarih öncesinde yaptığı göçleri, kimlerle yakın ilişki ve akrabalık kurduklarını ve evrimsel süreçleri üzerinde çalışmalar yapan bir bilim dalıdır. Moleküler Antropoloji biliminin 1950’lerden itibaren şekillenmesiyle bu alanda kullanılacak yöntem ve teknikler de uygulama alanlarına göre belirlenmeye başlamıştır. Genetik bilimi ile paralel bir gelişim izleyen bu yöntemler sayesinde günümüzde teknolojinin gelişimiyle başlıca bir parçasını oluşturmaktadır. [3]
Moleküler Antropologlar Ne Yapar?

Moleküler Antropologlar, Moleküler Biyologlar ile birlikte çalışan ve insanlığın öncesini bizlere anlatan bilim insanlarıdır. Moleküler Antropoloji 1900’lü yıllarda başlayan ve 2003 yılı sonrasında da Moleküler Biyolojinin katkısı ile önem arz eden bir bilim haline gelmiştir. Antropolojik çalışma materyallerinden bahsedersek 1985 yılından itibaren PCR (Polymerase Chain Reaction) ’ın bulunuşuyla DNA, mitokondriyal DNA (mtDNA) ve Y kromozom yapılarından oluşmaktadır. Bu yapılar kullanılırken moleküler biyolojik metotları uygulanmaktadır. Materyaller üzerinde çalışmalar yapılırken birçok tehlikeli durumlarla karşılaşılabilir. Bunlardan birisi de “kontaminasyon (bulaşma, kirlilik)” dur. Bu yapılar kullanılırken örneklerin saf ve temiz olması gerekmektedir. [4]
Antik DNA

Genetik verilerin saptanmasıyla, geçmişten günümüze Antropologların ileri sürdükleri fikirleri onaylamaya ve aynı zamanda yeni yapıların bulunması ile Antik DNA’ nın doğrulanması başlamıştır. Moleküler Antropoloji bu gelişmeler çerçevesinde paralel olarak ilerlemeye, insanlığın tarihsel olayları ile ilgili cevapları aramaya ve bilinmeyen gizemlerin aydınlatılmasına devam etmektedir. Antropologlar mt-DNA ve Y kromozomlarının karşılaştırılmasıyla canlıların nerede, ne zaman, neden göç ettikleri yada DNA yapılarının değişime uğrayıp uğramadığını öğrenmek konusunda bizlere ışık tutmaktadır. [3]
Antik DNA Yapısında Kullanılan Biyolojik Moleküler Yapılar Nelerdir?

Antik DNA yapılarında farklı organik bileşenler (Çekirdek asitleri gibi) vardır. Antik DNA içinde en önemli yapılar dokular, dişler, saç ve kemik yapılarıdır. Ancak diğer bileşenlere göre az miktarda olsa bile eşit miktarda önemli bir DNA kaynağı bulunur ve korunur. İnsan yapısı ve genetiği çalışılacağı zaman bu yapılar kullanılır. Kemik Antik DNA çalışmalarında kullanılması çok uygun olan bir aDNA kaynağıdır. Sebebi ise kemikte var olan bir mineral yapısı vardır ve bu yapı DNA’nın değişime uğramasını engeller. Bahsettiğimiz mineral sadece kemikte değil dişlerin yapısında da bulunmaktadır.
İnsan yapısında tek yok olmayan yapı diştir. Dişler, yok olmadığı için arkeolojik kazı işlemlerinde insana dair tek yapı ve delil olabilmektedir. Bu hem kazı yapan Arkeologlar hem de Antik DNA çalışması yapan Antropolog ve Biyolog için de önemli bir bulgudur. Dişlerin sağlam olup ve yok olmamasının sebebi ise mine yapısından kaynaklanmaktadır. Bu da dişlerde bulunan DNA yapısının çevresel etkiler yani ısı, doğal çözücüler ve iklim değişikliği gibi faktörlere karşı dayanıklı olup alınması gereken bilgiyi korur. Antik DNA yapılarında kullanılan yapılar temasa bağlı yüzeysel yapılar bulundurmamalıdır. Yumuşak doku yapısı saptandığında ise kontaminasyon (bulaşma, kirlilik) riski artmaktadır.
Günümüz Antropoloji Sorunları

Geçmişten günümüze tüm antropologların sorunlarından ilki antropologlar ırk bilimci değil, insan bilimcidir. Yeni nesil antropologların ben de dâhil diğer sorunlarından biri de istihdam konusudur. Antropologlar dediğimiz gibi insan bilimcidir. Antropoloji, insanı tüm yönleriyle ele alır. Bu yönler genetik olabildiği gibi, anatomisi veya fizyolojisi de olabilir. İnsana ait herhangi bir hastalığı ya da insanı sosyokültürel anlamda da inceleyebilir. Tabii bunun yanında diğer canlı gruplarını da öğrenmemiz önem arz etmektedir. Örneğin, paleontolojik çalışmalarda insan yapıları ve hayvan yapılarının karışmaması için hayvanların anatomik, fizyolojik özelliklerini de bilmemiz gerekir. Kısaca özetlersek bir yerde insan ve insana ait bir şey varsa antropologlar da vardır. İstihdam konusunda ise kamu ve halk sağlığı, müzeler, adli bilimler, insan hakları ve çevre yönetimi gibi çeşitli alanlarda birçok çalışma imkânları bulunmaktadır.
Kaynakça
[1] Özbudun, S. ve Uysal, G. (2015). 50 Soruda antropoloji. Bilim ve Gelecek Kitaplığı, syf.10
[2] Özbudun, S. ve Uysal, G. (2015). 50 Soruda antropoloji. Bilim ve Gelecek Kitaplığı, syf.33-34
[3] Akbaba, A. (2012). Moleküler Antropolojide Antik DNA (aDNA) Çalışmaları ve Kontaminasyon Problemi. [Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi]. Ahi Evran Üniversitesi
[4] Topkaya, G. (2019). Antropolojik çalışmalarda antik DNA analizi [Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi]. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
Bu yazı gerçekten beni bilgilendirdi tesekkurler.
Başarılarınızın devamını diliyorum